Savaş Göç ve Çocuklar

Çocukluğa verilen anlam ve toplumun çocuğa bakış açısı, yaşanan sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmeler sonucu zaman içinde değişmiştir.

 Çocukluk fikrinin toplumsal bir kurgu olarak oluştuğu Rönesans ve Aydınlanma sürecinde, çocuğa yönelik ilginin artması, çocukların korunması yönünde ilk sosyal politika uygulamalarının ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Toplumun temelini oluşturan çocukların temel hak ve özgürlüklerinin sağlanmasında çocukların korunması için 1920 yılında “Uluslararası Çocuklara Yardım Birliği” adına özel bir örgüt kurulmuş ve bu örgüt 1923 yılında Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi’ni yayımlamıştır.

Milletler cemiyeti tarafından kabul edilen ve yayımlanan ‘dünyadaki tüm çocuklara asgari özen gösterilmelidir’ ilkesinden yola çıkılmıştır.

Cenevre Bildirgesi adı da verilen bu bildirge ile çocukların “yaşama, gelişme, beslenme, yardım görme ve istismardan korunma” hakları güvence altına alınmıştır. Bildirge, Milletler Cemiyeti Genel Kurulu’nda, 20 Kasım 1989 tarihinde yeniden onaylanmış ve Birleşmiş Milletler (BM) üyesi iki ülke hariç toplamda 191 ülke tarafından imzalanmıştır.

Türkiye tarafından da benimsenen bu bildirge, Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1931 yılında imzalanmıştır

Savaş ve çatışmaların en masum kurbanları kuşkusuz çocuklardır. Yüzyıllardır Dünya’da milyonlarca çocuk, savaş, çatışma, ülke içi terör ve şiddet eylemlerinden dolayı mağdur olmaktadır.

 Savaş ve çatışmaların çocukların yaşamında meydana getirdiği olumsuz sonuçlar arasında, yaralanma ve sakat kalma, öldürülme, işkence ve kötü muameleye maruz kalma, ebeveynlerini ve yakınlarının yaralanması ve ölümü, şiddet (fiziksel, psikolojik, cinsel) mağduru veya faili olma, çocuk asker olarak savaş ve çatışmalarda kullanılma, zorunlu göçe tabi olma, göç edilen yerlerde ötekileştirilme, dışlanma, aşırı politik ve milliyetçi eğilimler edinme, hastalık, yoksulluk ve yetersiz beslenme sayılabilir.

Çocuk olmanın getirdiği rollerin fakına varamadan dünyanın başka bir yüzü ile karşı karşıya kalan çocuklar, aileleri ile girmek zorunda kaldıkları mücadelede en masum ama bir o kadar da en sıkıntılı durumları yaşamak zorunda kalan grup olmuştur.

Göç ile  uzun ve yorucu yolculuklara dayanamayan, beklenenin aksine küçücük bedeni ve ruhu en ağır yaraları almıştır.  Çatışma durumlarında çocuklar şiddet ve travmatik olaylara tanıklık etmek zorunda kalan masum sivillerdir.

 Savaş dışında, göç gibi travmatik durumlarda da  göç edilen  ülkede barınma ihtiyaçlarının karşılanması, nüfus belirlemelerinin yapıldıktan sonra riskli grupların belirlenmesi, kronik hastalık varlığı, bebek, çocuk, yaşlı ve gebe kadınların kayıt ve izlemlerinin planlanması önceliklerini taşımalıdır.

Verilecek sağlık-bakım hizmetlerinin sorunları belirlenerek, planlama ve uygulamanın sonunda geri bildirim ile verilen hizmetin etkinliği takip edilmelidir.

 Bulaşıcı hastalıklar, kızamık, ishalli hastalıklar, solunum yolu hastalıkları göç nedeniyle  yaşanılan  hastalıkların başında gelmekte ve ölüm nedenlerinin de temellerini oluşturmaktadır. Tüm bunların planlanıp uygulama aşamasında hiç şüphesiz en büyük sorumluluk sağlık personel tayininin ve verilecek hizmetlerin acil ve tedavi edici şekilde oluşturulmasıdır.

Bir çalışmada, iki yıllık çocuk acil ve yoğun bakım hasta potansiyeli tanımlanmış, yoğun bakım ünitesine yatış verilen çocuk grubunun göçmenlerde ortalama beş kat daha fazla olduğu, göçmen çocukların yatış sebebi olarak ilk sırada solunum yolu hastalıkları yer alır iken; endokrin, enfeksiyon ve nörolojik hastalıkların bunu izlediği saptanmıştır. Göçmen ve kamp içinden gelen çocukların mortalite oranı yüksek bulunmuştur

Savaşın çocuklar üzerindeki etkileri yıkıcıdır.

Çocukların tehlikeli durumlarda kendilerini koruyacak fiziksel ve mental kapasiteleri yoktur. İkinci Dünya Savaşından bu yana silahlı çatışmalar sırasında yaklaşık iki milyon çocuk öldürülmüş çok daha fazlası yaralanmış ve sakat kalmıştır.

Milyonlarcası evlerini terketmeye zorlanmış, mülteci durumuna düşmüş, ailelerini kaybetmiştir.

Çatışmalar sırasında tarlalar, altyapı, hastane ve okullar yıkıldığı için çocuklar barış yapıldıktan yıllar sonra dahi, hastalık, malnutrisyon ve eğitim eksikliği sıkıntısı çekmektedir.

 Yüzbinlerce çocuk uyuşturucu ve silah verilerek askere alınmaktadır.

 Çocukların savaşın olumsuz etkilerinden korunması için pediatristler seslerini yükseltmeli ve Dünya üzerindeki hemen her ülkenin yasa olarak onayladığı “Çocuk Hakları Sözleşmesinin” uygulanıyor olması çaba göstermeli bu bakımdan politika yapıcılar ile işbirliği içinde olmalıdırlar.

Yaşama haklarının güvence altına alındığının bilincine varan geleceğin nesli olan çocukların topluma daha faydalı bireyler olarak yetişeceğini unutmamak gerekmektedir.

Çocukların çocuk olabildikleri bir dünyada yaşamaları dileğiyle,

İyi pazarlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s