Çocuklar Yaşasın: Yaşa Çocuk !

İlk kez ne zaman doktor olmaya karar verdiniz? diye sorulduğunda gözümün önüne hastalandığı için çok üzüldüğüm, sizleri iyileştireceğim diyerek 5-6 yaşlarında iken iğne yaptığım, ilaç yazmaya çalıştığım, annemin ısrarlı ve inatçı tutumum nedeniyle pes edip dikmek zorunda kaldığı beyaz önlüğümle muayene ettiğim bebeklerim gelir.

 İnci onların içinde en sevdiğimdi. Parlak sarı saçları vardı. İri mavi gözleriyle bana bakar, muayene etmek için yatırıp dinlemeye çalıştığımda gözlerini kapatır ve hiç açmazdı. Meğer yatırınca gözlerini kapatan bebeklerdenmiş. Acaba canımı yanıyordu?diyerek endişelenirdim. Annem ve ananem İnciyi eve getirdiklerinde et bebek diye aldıklarını söylemişlerdi. Yumuşacıktı. Bembeyaz bir elbisesi vardı. Son günlerde keyifsiz gibiydi. Hastalanmıştı.  O’ na iğne yapma kararı verdiğimde çok üzülmüş,’’ İnci hemen iyileşeceksin, sakın korkma ‘’demiştim. Annesi ve doktoru olarak bana çok güveniyordu. İnci ve O’ nu seven herkesin acısı azalmalı ve iyileşmeyi kutlamalıydık. Bu nedenle Çocuk Doktoru olmalıydım. Hemen büyümek istiyordum, okullara gitmeliydim ve Çocukları İyileştirmeliydim.

Tıp fakültesi öğrencisi iken  yaz tatillerinde Çocuk acil servise gider ,yapılanları ve insanları gözlemek için saatlerimi harcardım. Çocukları hastalanan erişkinlerin çaresizliği ,o tatlı minik varlıkların acı çekerek ağlamalarından  derinden etkilenir, onları yaşatmalıyız diye içten içe sabırsızlanırdım.

En çok istediğim şey gerçekleşti, pediatri ihtisasını kazandım, tercihlerimin hepsi pediatri idi. Nihayet çocuklarıma kavuşmuştum. İlk olarak serviste çalışmaya başladığımda büyük çocuklarla beraberdik. Çeşitli kronik hastalıkları ya da adını daha önce  hiç duymadığım kanser hastalıkları olan ,şifalanmak için sadece İzmir içi değil, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen hasta çocuklar ve anneleriyle ,sonrasında  ziyaret saatlerinde gelen babaları kardeşleri abla ya da abileriyle  ilk o zaman karşılaştım. Umutlarla başlanan  uzun tedavilerin aileleri nasıl tüketebildiğini , zaman zaman maddi sıkıntılarla yüzyüze getirdiğini ,hastalığın seyri nedeniyle yaşanan mutluluk ve derin kederleri onlarla beraber yaşadık. Kah beraber ağladık , kah beraber güldük, para toplayıp bez ve kıyafet aldık, bazen de ceplerine yol parası koyduğumuzda oldu.

 Yaşadıklarımız yıllar boyunca unutulmayacak herkesi isimleri ve yüzleriyle net bir şekilde hatırladığımız ,biraraya geldiğimizde zihnimizden silinmeyen ayrıntıları ile gözlerimizin buğulandığı ya da içinin parladığı değerli hatıralara dönüşmüştü.

Çocuk Hekimliği’nin en zor yanı ailelerin çocuklarının hastalığının çaresizliği  karşısında beraberinde farklı alanlarda yaşadıkları sıkıntılarla da başetmeye çalışırken mücadelelerine  şahit olmaktı.

Bu mücadele bildiğimiz savaşlara benzemiyordu. Kazanını yoktu. Sadece varolmaya çalışmak gerekiyordu. Varolmak ve o minik canlara son ana kadar gülümsemek.

Günümüzde  tıp alanındaki başdöndürücü gelişmelerle  Çocukluk çağı kanserlerinde erken tanının öneminin anlaşılması, yeni tanı yöntemleri, yeni kemoterapi modelleri, kemik iliği transplantasyonundaki gelişmeler ve destekleyici tedavi yaklaşımlarındaki ilerlemeler sağ kalım oranlarını ciddi biçimde  artırmış olup devam edegelen tüm süreçlerde hekimler ,sağlık çalışanları,hastane içi sosyal hizmetler ve eğitim kurumları  çocuk ve aile canla başla savaş vermektedir.

 Ancak hastalığın tanı alması ve tedavi süreci, çocuk ve ailenin fiziksel, emosyonel ve ekonomik dengelerini alt üst etmekte, yaşamdan doyum almalarını engellemekte ve yaşam kalitesini azaltmaktadır.

Günümüzde acı veren işlemler, hastaneye yatış ve prognozun belirsizliği çocuklar ve aileleri için hala  önemli birer stres faktörüdür. Çocuğun bu acı verici tedavi sürecine eşlik etmenin yanı sıra ebeveynlerin artan sorumluklarla, tedavi gerekliliklerinin yönetimiyle, sosyal ve iş yaşantısındaki negatif etkilerle ,ekonomik problemlerle baş etmek zorunda kalmaları sonuç olarak hem ruhsal hem fiziksel sağlıklarının bozulmasına yol açabilmekte sığınılacak güvenli limanların desteğine ihtiyaç duymaktadırlar.

Tepecik Hastanesi sosyodemografik  özellikleri ile oldukça mütevazi bir bölgede yer almaktadır. Donanımlı hekimleri ve diğer sağlık çalışanları beraberinde güçlü sosyal hizmetler birimi yanısıra  dünyada benzerlerinin üzerinde bir güç ile hizmet veren  hastane okulu ile değerli öğretmenlerimizi Çocuk hematoloji onkoloji birimi bünyesinde bulundurmaktadır. Omuz omuza büyük bir dayanışma içinde ekip ruhuyla hayırlı işlerle tedavilerine desteğe devam eden Hastane okulu ,sosyal hizmetler birimi tıbbi tedavileri yanı sıra bu zorlu süreçte ailelerin en büyük umut ışığı olmaya devam etmektedir.

 Çocuk Onkoloji Servisi yatarak ve ayaktan tedavi görenler olmak üzere çok sayıda  hastaya hizmet veren; hizmet verdiği hastalar Ege Bölgesinin çeşitli illerinden ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere ülkemizin değişik bir çok bölgesinden hasta kabul eden bir kliniktir. Yaşadıkları şehirleri  tedavi olmak için terk etmek zorunda kalan ve tanımadıkları bir il’e gelen ve burada yeni bir hayat kurmaya çalışan hasta ve yakınları  birçok sorun ile karşı karşıya kalmaktadır. Hastanenin  bulunduğu çevrenin konumu ve hizmet verdiği kitlenin sosyo-ekonomik durumu göz önüne alındığında daha da yoğun desteğe ihtiyacı olan bir hasta ve aile profili ortaya çıkmakta ve hayırsever vatandaşlarımızın da duyarlılıkları ile çeşitli şekillerde desteklerini ulaştırmaya yoğunlaştığı bir Çocuk Onkoloji –Hematoloji kliniği profili oluşturmaktadır.

Çeşitli şekillerde desteklerini ulaştırmak isteyen hayırseverlerimizin katkıları , hastanemizde faaliyet gösteren  okulumuzun güzide öğretmeni Selma Akın’ın önderliğinde yasal zeminde temelleri atılan Yaşa Çocuk ‘un , yaşayacak ve yüzleri gülecek yavrularımız için hayat bulmasıyla, tedavilerini aksatmayacak şekilde ve tedavi esnasında hijyenik şartların korunmasını esas alan ,dost eli ile ailelerimizin yanında olduğunu hissettiren faaliyetleri sayesinde ihtiyaç sahipleri ile buluşmaya başladı.  5 Ekim 2019 tarihinden bu yana Onursal Başkanı olarak kabul edildiğim bu geniş ailede çok değerli meslektaşlarım yanı sıra ,İzmir genelinde hayırlı işlere vesile olmak isteyen sağ duyulu gönlü güzel insanlarla hevesleri ,istekleri ile canla başla ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya çalışırken buluştuk.

Her iyilik bir sadakadır diyen Sevgili Peygamberimizden, yalnız iyilik yapmak yetmez, iyiliği zarafetle yapmak da lazımdır diyen M.Ö yaşamış  Demosthenes’e kadar her kültürde iyilik yapmanın büyük bir erdem olduğu üzerinde durulmuştur. Üzerinde anlaşamama sözkonusu olmayan tek insani kavramdır.

Sevgiyle ,sabırla nice güçlüklere göğüs gererek büyüttüğümüz yavrularımız,  ailelerinin gücüyle güçlenmekte ve tedavi süreçlerinde karşılaşılan sıkıntılar güçlerin yettiğince çözülmektedir.

Dünya iyiliğin ve iyi insanların sayesinde mutlu olacaktır.

İyilik yapın .

Düşünmeden .

İncelikle,

Zerafetle.

Şahane bir hafta sonu diliyorum.

Dilek.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s